Gastronominin Başkenti: Gaziantep
Yardımsever ve misafirperver insanları...
Hanları, konakları, çarşıları...
Tahmis kahvesi, Almacı pazarı, üfleme camları....
Antep kalesi...
Ve birbirinden lezzetli yemekleri ile Antep seyahatlerim esnasında bende en çok iz bırakan şehir oldu.
Şehri her yönüyle gezmek için en az beş güne ihtiyacınız var.
Güne Orkide Pastanesinde Gaziantep’in ünlü kahvaltısını yaparak başladım. Gaziantep bir gastronomi şehri. Kahvaltıda birbirinden güzel yöresel çeşit çeşit mezeler veriliyor. Mekanın güzelliği, çalışanlarının güler yüzlü oluşu ayrıca çok güzeldi.
Kahvaltıdan sonra ilk durağım hanları ziyaret etmek oldu. Antep’te birden fazla han var. Benim en merak ettiğim hanlar Mecidiye Hanı ve Gümrük Handı. Şehrin tarihi dokusundan izler taşıyan bu iki handa yöresel ürünler satılıyor. Gümrük Han’a yolunuz düşerse üfleme cam ve karagül kolonyası almayı unutmayın.
İkinci durağım bakırcılar çarşısı oldu. Bakırcılar çarşısında bakır yanında yemeni adı verilen Antep’e özgü ayakkabı yapan esnaflar var. Sevdiklerinize bakır eşya hediye etmek isterseniz çok fazla alternatifiniz olduğunu bilmenizi isterim.
Eski Antep’te merkezde Zincirli Bedesteni gezdim. Hediyelik eşya ve baharatların satıldığı bir mekan.
Burayı gezdikten sonra sıra mola vermeye geldi.
İlk olarak yine merkezde yer alan ünü şehrin dışına taşmış Katmerci Zekeriya Usta’nın mekanında katmer yedim. Gitmeden önce araştırdığımda hakkında çok güzel yorumlar yaptıklarını gördüm. Katmeri tattıktan sonra bu yorumlar az bile kalır dediğim oldu. İşini gerçekten çok seven biri ve müşterilerini çok güzel ağırlıyor.
Havanın çok sıcak olmasından dolayı insan şöyle buz gibi bir şey olsa da içsek diyor. Antep Kalesinin altında yer alan kafede buz gibi içecekleri içtikten sonra sıra müzeleri gezmeye geldi.
Antep’in en ünlü müzesi kuşkusuz Zeugma Müzesi. Oldukça geniş bir müze. Çoğu tasarıma ilham olan Çingene Kız motifini yakından görme fırsatım oldu. Müzeyi yaklaşık iki saat gezerek tamamladım. Geçmiş uygarlıklardan kalan önemli birçok eseri barındırıyor. Gaziantep’e yolunuz düşerse mutlaka uğrayın derim.
Akşam olduğunda şehrin havası bambaşka oluyor. Günü İmam Çağdaş’ta akşam yemeği yiyerek sonlandırdım. Ali Nazik Kebabı ve Simit Kebabı çok güzeldi. Tatlısı güzel ancak Koçak Baklava kadar iddialı değildi.
Şehirde kaldığım diğer günlerde Panoroma Müzesini ve Emine Göğüş Mutfak Müzesini gezdim. Her iki müzede de Antep kültürünü ve Antep insanını yakından tanıma fırsatım oldu. Ayrıca Antep kalesinden şehri izlemek çok güzeldi.
Gezim esnasında Kaleoğlu mağarasında mola verdim. Kalede yapılan közde kahvenin tadı çok güzeldi. Dışarının gündüz vaktinde bunaltan sıcağını kalenin serinliğiyle telafi edebileceğiniz güzel bir mekan. Bunun yanı sıra Tahmis Kahvesi de kahve içmek için alternatif bir mekan diyebilirim.
Gaziantep’te yer alan tarihi camiilerin mimarisi de çok güzel.
Yöresel ürünlerin satıldığı Almacı ya da diğer ismiyle Elmacı pazarı esnafı çok güler yüzlü. Sizlerle tek tek ilgileniyorlar. Ayrıca kartlarını alıp bulunduğunuz ilden sipariş verebiliyorsunuz.
Konaklama için Şirehan Otel iyi bir tercih. Konak kültürünün yaygın olduğu bir şehirde böyle bir otelin olması güzeldi.
Gaziantep’e gelmişken baklava yemeden gitmek olmazdı. Baklavanın en iddialı ismi Koçak Baklava’ya gittim. Anlatılmaz yaşanır denilebilecek lezzette baklavaları var. Bu arada baklava nasıl yenir yine Antep’te öğrendim. Baklavayı ters çevirip bütün şekilde ağzınıza atıyorsunuz. Gerisi anlatılmaz yaşanır bir olay.
Antep’te Türkiye’nin en geniş alanına sahip hayvanat bahçesi yer alıyor. Çok sayıda türün yaşadığı bu yeri bıkmadan her karışını gezdim. Zürafalarını besledim. Tavus kuşunu yakından gördüm. İnanılmaz güzel bir deneyimdi.
Antep çok farklı bir şehir. İnsanı kendisine çeken bir atmosferi var. Ben fırsat buldukça gidiyorum ve size de tavsiye ediyorum.
