25 Mart 2024, 01:07 tarihinde eklendi

Örnek Kişiliğiyle Hz. Muhammed

Örnek Kişiliğiyle Hz. Muhammed

''İçinizden Allah’ın lutfuna ve âhiret gününe umut bağlayanlar, Allah’ı çokça ananlar için hiç şüphe yok ki, Allah'ın Resulünde güzel bir örneklik vardır.'' (Ahzab,21)

Sevgili nebimizin hayatı ve sergilediği örnek kişiliği hakkında kesin ve net bilgiyi yüce kitabımız Kur'an-ı Kerim'den elde ediyoruz. Yaşadığı süre içerisinde kitaba sımsıkı sarılan Hz. Muhammed'in hayatının önemli bir bölümü ve sergilediği örnek kişiliği ayetlerde yer almaktadır. Şimdi gelin bu ayetleri inceleyelim:

Resulümüz de diğer Resuller gibi insan üstü bir varlık değil üstün bir insandı:

‘’Senden önce gönderdiğimiz tüm elçiler de yemek yerler, çarşılarda dolaşırlardı...’ (Furkan,20)

‘’Resulleri onlara dediler ki: 'Doğrusu biz, sizin gibi yalnızca bir beşeriz, ancak Allah kullarından dilediğine lütufta bulunur. Allah'ın izni olmaksızın size bir delil getirmemiz bizim için olacak şey değildir. Mü'minler, ancak Allah'a tevekkül etmelidirler.’’ (İbrahim,11)

Nebimiz İslam’dan önce din ve iman konusunda net bilgi sahibi değildi. Yüce Allah, nebimizi yetimken Resullükle şereflendirdi ve ona sahip çıktı. Ömrü boyunca yardımcısı oldu:

‘’Seni yetim bulup da barındırmadı mı?

O, seni şaşırmış bulup da doğru yolu göstermedi mi?

Seni fakir bulup zenginleştirmedi mi?

Öyleyse sakın yetimi ezme!

Dilenciyi de azarlama.

Rabbinin nimetine de gelince, onu anlat.’ (Duha,6-11)

İslam’ı tebliğ ederken Mekke ve Medine’de yerleşik olan putperestlikle ve onun savunucularıyla en güzel yolla mücadele etti. Bu mücadele sırasında asabiyetin egemen olduğu bu toplumun ileri gelenleri kendisine zorluklar çıkarttılar ve eziyet ettiler.

‘’Deli, mecnun, yalancı’’ gibi lakaplar taktılar:

Hayır” dediler, “Bunlar karma karışık düşlerdir; hayır, onu kendisi uydurmuştur. O olsa olsa şairdir. Böyle değilse bize, öncekilere gönderilenin benzeri bir mûcize getirsin. (Enbiya,5)

Ambargo uyguladılar:

‘’Onlar: Allah'ın elçisinin yanında bulunanlar için hiçbir şey harcamayın ki dağılıp gitsinler, diyenlerdir. Oysa göklerin ve yerin hazineleri Allah'ındır. Fakat münafıklar bunu anlamazlar.’’ (Münafikun,7)

Tuzaklar kurdular. En yakınlarından biri olan Ebu Leheb bile. Ebu Leheb elleriyle yaptıklarından, karısı da İslam ve Hz. Muhammed hakkında yaptığı dedikodulardan hesap verecek.

‘’Tuzaklarını Allah bilip dururken onlar tuzaklarını kurmaya devam ettiler. Oysa onların tuzaklarıyla dağlar yıkılıp yok olacak değildi!’ (İbrahim,46)

‘’Leheb'in iki eli kurusun! Kurudu da. Malı ve kazandıkları ona fayda vermedi. O, alevli bir ateşte yanacak. Odun taşıyıcı olarak ve boynunda hurma lifinden bükülmüş bir ip olduğu halde karısı da (ateşe girecek).’’ (Tebbet,1-5)

Hakkın ve gerçeğin yayılmasını istemeyenler psikolojik açıdan Resulümüzü ve ashabı etkilemek için dedikodu, iftira ve alay etmek gibi insan onuruyla bağdaşmayan eylemlerde bulunuyorlardı. Kendilerini doğru yolda zannederek yaptıkları eylemleri kendilerince meşrulaştırıyorlar üstüne üstlük bir de kaderi kendi keyfi arzularına göre yorumlayarak ‘’Bu söylediklerimiz yüzünden Allah'ın bize azap etmesi gerekmez miydi?’’ diyorlardı. Yüce Allah uğrayacakları akıbeti (cehennem) bildirerek nebimizi destekliyordu:

‘’Farkında değil misin, Allah göklerde olanı da yerde olanı bilmektedir! Gizli gizli konuşan üç kişi yoktur ki dördüncüleri O olmasın; beş kişi yoktur ki altıncıları O olmasın. Bundan az veya çok olsunlar ve nerede bulunurlarsa bulunsunlar mutlaka Allah onların yanındadır; nihayet kıyamet günü onlara yapıp ettiklerini bildirecektir. Çünkü Allah her şeyi bilmektedir.

Gizli konuşmaktan menedildikten sonra yine o yasaklananı yapmaya kalkışarak günah, düşmanlık ve Peygamber'e karşı gelmek hususunda gizlice konuşanları görmedin mi? Onlar sana geldikleri zaman seni, Allah'ın selamlamadığı bir şekilde selamlıyorlar. Kendi içlerinden de: Bu söylediklerimiz yüzünden Allah'ın bize azap etmesi gerekmez miydi? derler. Cehennem onlara yeter. Oraya gireceklerdir. Ne kötü dönüş yeridir orası!’’ (Mücadele,7-8)

Bir süre sonra içlerine düştükleri çaresizlikle artık ibadetlerde bile kendisine zorluk çıkartmak için uğraşıyorlardı. Namaz kılarken, Kuran okurken gürültü yapıp engellemeye çalışıyorlardı:

‘’Gördün mü, engelleyeni?

Namaz kıldığı zaman bir kulu.

Gördün mü, (engellenen) ya doğru yoldaysa?

Ya da takvayı emrediyorsa.

Gördün mü? Ya o (engel olan) yalanladı ve yüz çevirdiyse!

O (inkârcı) bilmiyor mu ki, Allah her şeyi görmektedir.

Hayır, hayır! Eğer o, bu davranışından vazgeçmezse, and olsun ki biz, onu perçeminden, o günahkâr ve yalancı perçeminden tutup cehenneme sürükleriz.

Haydi, taraftarlarını çağırsın.

Biz de zebanileri çağıracağız.

Hayır! Sakın sen ona uyma; secde et ve Rabbine yaklaş.’’ (Alak,9-19)

Resulümüzün kararlı duruşu ve ashabın büyük çoğunluğunun ona destek olması sayesinde İslam yayıldı. Gidişattan rahatsız olanlar içlerine düştükleri acizlikle son çare onu öldürmek istediler:

‘’İnkarcılar seni etkisiz hale getirmek, veya seni öldürmek ya da seni sürmek için planlar yapıyorlardı. Onlar plan kuruyorlarsa Allah da plan kuruyor. Allah plan kuranların en ustasıdır.’’ (Enfal,30)

O herşeye rağmen:

Halim huylu bir insandı:

''Sen onlara sırf Allah’ın lütfettiği merhamet sayesinde yumuşak davrandın. Eğer kaba, katı kalpli olsaydın, hiç şüphesiz etrafından dağılır giderlerdi. Onları affet, onların bağışlanmasını dile, iş hakkında onlara danış, karar verince de Allah’a güven, doğrusu Allah kendisine güvenenleri sever.'' (Ali İmran,159)

Sabırlı bir insandı:

''Azim ve kararlılık sahibi resullerin sabrettikleri gibi sen de sabret. Onlar için de acele etme. Başlarına geleceği vaktiyle söylenen şeyleri gördüklerinde sanki gündüzün kısa bir süresini yaşamış gibi olacaklar. Tebliğ konusu işte budur; hiç günaha sapanlardan başkası helâk edilir mi?'' (Ahkaf,35)

İbadetlerine düşkündü:

''Rabbin, senin gecenin üçte ikisinden daha azında, yarısında ve üçte birinde kalktığını, seninle beraber bulunanlardan bir topluluğun da böyle yaptığını biliyor. Gece ve gündüzü Allah takdir eder. O, sizin onu sayamayacağınızı bildi de sizi affetti. Bundan böyle Kur'ân'dan size ne kolay gelirse okuyun. Allah, içinizden hastalar, yeryüzünde gezip Allah'ın lütfunu arayan başka kimseler ve Allah yolunda savaşan daha başka insanlar olacağını bilmiştir. Onun için Kur'ân'dan kolayınıza geldiği kadar okuyun, namazı kılın, zekatı verin ve Allah'a güzel bir borç verin. Kendiniz için gönderdiğiniz her iyiliği, Allah katında daha hayırlı ve sevapça daha büyük olarak bulacaksınız. Allah'tan bağış dileyin. Kuşkusuz Allah bağışlayandır, merhamet edendir.'' (Müzemmil,20)

İnsanların problemlerini çözmede yardımcı olan, yardımsever bir insandı:

''Kocası hakkında seninle tartışan ve Allah'a şikâyette bulunan kadının sözünü Allah işitmiştir. Allah, sizin konuşmanızı işitir. Çünkü Allah işitendir, bilendir.'' (Mücadele,1)

Dinde bölünmeye, ayrışmaya karşıydı:

''Dinlerini parça parça edip guruplara ayrılanlar var ya, senin onlarla hiçbir ilişkin yoktur. Onların işi ancak Allah'a kalmıştır. Sonra Allah onlara yaptıklarını bildirecektir.'' (Enam,159)

Boş sözlerden yüz çevirirdi:

''Onlar, boş söz işittikleri zaman ondan yüz çevirirler ve “Bizim yaptıklarımız bize, sizin yaptıklarınız da size. Esen kalın. Bizim cahillerle işimiz yok” derler.'' (Kasas,55)

Kuran'ı uydurdu dediler (Secde 1,2,3), hakaret ettiler (Hakka,51 - Tur,29,30,31). Tüm yaşadıklarına karşı o cahillerden yüz çevirdi:

''Öyle ise bizim zikrimizden (Kur’an’dan) yüz çeviren ve dünya hayatından başka bir şey istemeyen kimselerden yüz çevir.'' (Necm,29)

Zorba bir insan değildi, sadece görevini yerine getirdi yani dini tebliğ etti:

''Biz onların ne dediklerini çok iyi biliyoruz. Sen, onlara karşı bir zorba değilsin. O hâlde sen, benim uyarımdan korkan kimselere Kur’an ile öğüt ver.'' (Kaf,45)

Kur'an-ı Kerim'e sımsıkı sarılırdı:

''Sen, sana vahyedilene sımsıkı sarıl. Şüphesiz sen, dosdoğru yoldasın.'' (Zuhruf,43)

Allah'a güvenip dayanırdı. Bu güven temeli sağlam bir güvendi. Öyleki dini tebliğ ettiği süre zarfında Allah tarafından yardım gördü:

''O halde sen Allah'a güvenip dayan. Çünkü sen apaçık hakikat üzeresin.'' (Neml,79)

''Andolsun, Allah birçok yerde ve Huneyn savaşı gününde size yardım etmiştir.'' (Tevbe,25)

Sınırları olan bir insandı. Çevresinde münafıklar (Münafikun,1), nankör ve günaha düşkün olanlar (Kalem,10-14) hatta kendini resul ilan edenler vardı. Onun bu tarz kişilere karşı tavrı sertti:

''Ey Nebi! Kâfirlere ve münafıklara karşı cihad et, onlara karşı sert davran. Onların varacağı yer cehennemdir. O gidilecek yer ne de kötüdür!'' (Tahrim,9)

Sorumluluk sahibi biriydi. Kendine verilen görevi hakkıyla yerine getirdi. Tüm bu başarılı hayatın sonunda ebedi cennetle müjdelendi:

''Hiç şüphesiz senin için bitip tükenmeyen bir mükâfat vardır.'' (Kalem,3)

Sana...

Senden önce ismi bildirilen ve bildirilmeyen tüm nebi ve resullere...

Selam olsun.

DİĞER MAKALELER