09 Aralık 2024, 21:43 tarihinde eklendi

Çalışan Anne ve Çocuk

Çalışan Anne ve Çocuk

Çocuğun gelişiminde annenin büyük rol üstlendiği tartışmasız bir hakikattir. Yaşamın bilhassa ilk iki yılında anne-bebek arasında güvenli bağın oluşması, bebeğin diğer gelişim dönemlerine sağlıkla adım atması için büyük önem arz etmektedir. Fiziksel ve duygusal ihtiyacını yüksek oranda anneye bağlanarak gidermek isteyen bebek bu ihtiyaçlarını emme, anne ile kuracağı göz, ses ve tensel temas ile karşılar. İkinci yılın sonu üçüncü yılın başlarına doğru anneden sevgi, şefkat hislerini alarak içsel dinamiklerinin temeli atılmış çocuğun adım adım özerklik kazanması için yatakların ayrılması, ardından başka odada uyuması sağlanır. Öyle anlaşılmaktadır ki yaşamın ilk üç yılında annenin çocuğu bir bakım verene bırakarak çalışma hayatına geçmesi sağlıklı bir karar değildir.

Üç yaş sonrası zorunlu çalışma şartlarının oluşması durumunda çocuğun belirli şartlar gözetilerek bakım verene bırakılması söz konusu olabilir. Her ne kadar üç yaşla birlikte çocuktan özerklik için ilk adımlarını atması beklense de annenin çocuğun ihtiyaçlarını karşılamadaki kritik rolü henüz devam etmektedir. Bu süreçte mümkünse annenin yarı zamanlı bir işte çalışması daha uygun olacaktır. Böylece kısmi zaman diliminde annesinden uzak kalmayı başarabilen çocuk özerklik adımlarını atmaya devam edecek, kalan zaman diliminde annesinin ilgisinden de mahrum kalmayacaktır. Hele ki çocuğun ayrı kaldığı süreçte mekan anaokulu olarak seçilmişse sosyalleşmesine de katkı sunulacaktır. İster anaokulu olsun ister başka bir bakım verici odak olsun burada en önemli kriter annenin birden çocuktan ayrılmaması; bakım verenin güvenilir ve donanımlı olduğu anlaşıldıktan sonra yeni bakım veren ile birlikte zaman geçirerek kademeli olacak şekilde ayrılmasıdır. (Doğumdan sonraki ilk iki yıl içerisinde bebeğin ihtiyaçları koşulsuz bir şekilde sağlanmışsa anne-bebek arasında güvenli bağ oluşur. Güvenli bağlanan çocukların bu kademeli ayrılış sürecini rahatlıkla kabullendikleri görülmüştür.) Çocuğun yeni bakım verene alışma sürecinde anne-çocuk-yeni bakım veren arasında olumlu jest ve mimiklerle desteklenmiş ilişkinin oluşması bu açıdan bir gereklilik arz etmektedir.

İlkokul çağına adım atma sürecinde çocuk vaktinin önemli bir bölümünü okulda geçirmektedir. Bu gerçeklikten yola çıkarak anne, tam zamanlı bir işte çalışabilir lakin çocuğun okuldan sonraki süreçte ailesiyle vakit geçirmesi sağlıklı olacağından iş saatlerinin okul saati gözetilerek ayarlanması gerekir. Şayet vakit uyuşmazlığı oluyorsa ve bir bakım verene ihtiyaç duyuluyorsa oldukça dikkatli olunmalıdır. Böylesi durumlarda birden fazla senaryoyla karşılaşılsa da çocuk genellikle büyükanne ve büyükbabaya teslim edilmektedir. Bakım verenin çocuğun ihtiyaçlarına sürekli taviz vererek yanıt vermesi, anne ve babanın tersi davranış sergilemesi çocuğun çıkarcı kişilik edinmesine sebebiyet verir. Tam tersi durumda da aynı kişiliğin edinilmesi mümkündür. Şu halde ne sürekli taviz vererek ne de katı yaklaşım sergileyerek çocuğun gelişimine katkı sunulamayacağı bir hakikattir. Sınır bilinci olan bir çocuk yetiştirmek için demokratik tutum sergileyen ebeveyn ve bakım veren olmayı becerebilmek gerekir.

DİĞER MAKALELER