09 Aralık 2024, 22:15 tarihinde eklendi

Okul Başarısının Sırrı

Okul Başarısının Sırrı

Yeni eğitim-öğretim döneminin başlamasına tanıklık edeceğimiz zaman diliminin yaklaşmasıyla birçok ebeveyn, çocukların okul başarısının nasıl artacağına yönelik derin araştırmaların peşinde...

Okul başarısını yakalamada ve artırarak sürdürmede 0-6 yaş döneminde çocuğa yapılan yatırımın etkisi bir hayli büyüktür. Bilinen bir gerçektir ki çocuğun aile ortamından sonra zamanını en çok geçirdiği ortam okul ortamıdır. Sosyo-kültürel çeşitliliğin bariz bir şekilde kendini gösterdiği okul ortamına adım atan çocuğun özyeterliliğini önemli ölçüde edinmiş olması önem arz etmektedir.

0-2 yaş dönemi çocuğun aidiyet hissinin edinildiği dönemdir. Doğum sonrası anne ile kurulacak sağlıklı fiziksel temas (emzirme, sarılma vd.) çocuğun kendini güvende hissetmesinde etkilidir. Yine bakım verenin bebeğin her türlü ihtiyacını kendisinde duygusal yoksunluk oluşturmayacak şekilde zamanında ve ihtiyacı oranında sunması bu hissin edinminde önemlidir.

Güven hissini alan çocuğun zamanı geldiğinde ebeveyninden bağımsız hareket edebilmesini sağlamak için içsel dinamiklerin aktif edilmesi gerekir. 2 yaşından sonra kademeli bir şekilde kendi odasında uyuması, 4. yaş itibariyle lavabo ihtiyacını kendisinin karşılamaya başlaması, psikomotor becerileri ve hazırbulunuşlulukları mukabilinde kendi giysilerini giymeleri, beslenme ihtiyaçlarını kendi kendilerine karşılamaya başlamaları örnek olarak verilebilir. Çocuğu adım adım özyeterliliğini elde etmeye yaklaştıran bu uygulamaları pratiğe dökmede ebeveynlerin hoşgörü sahibi olmaları, destekleyici yaklaşımı benimsemeleri kaçınılmaz bir gerekliliktir. Eylemlerin her ne kadar fiziksel yönü ağır basıyor gibi dursa da her birey gibi çocuğun devinime geçmesini sağlayan da hislerdir. Süreçte özyeterliliğini artırmaya çalışan çocuğa sürekli olumsuz yaklaşımlarda bulunulması olumsuz hislerin sevkini sağlayacağı için sonuç çocukta gelişimsel gerilikle karakterize görünüm sergileyecektir.

Okul dönemi farklı sosyo-kültür özelliği sergileyen çocukların birbirleri ile olan ilişkilerini yansıttığı için bu döneme damga vuran kavramlardan biri ‘’sınır’’dır. Çocuk sınır bilincini (şayet sunulmuşsa) ilk olarak aile ortamında edinir. Olumlu söz ve eylemlerin takdir ile pekiştirilmesi olumsuz olaylarda benliği hedef almadan tavır konulması (bir misal olarak argo kelime öğrenmiş ve bunu aktif olarak kullanmaya çalışan çocuğa bu kelimeleri sarfettiğinde tepkisiz kalmak etkili bir tavırdır ve tepki alamayan çocuk zamanla bu olumsuz davranışı bırakacaktır. Zira çocuklar ilgi çekmek isterler. Ebeveyn ve diğer bireyler bu davranışa nötr kalmayı başarabilirlerse çocuk dikkat çekmede aracı kullandığı bu davranışın etkisiz kaldığını fark edip bırakacaktır) sınır oluşumunda temel prensiplerdir. Sevmek isterken, odasına girerken, eşyasını kullanırken kendisinden izin alındığını gören çocuk ‘’Evet,...;Hayır,...’’ sözel refleksleri aktif kullanmayı öğrenir. Bu refleksler sosyal hayatta (okul başta olmak üzere diğer tüm alanlarda) çocuğun kendi sınırlarını başkalarına en yalın haliyle sunmalarında etkili olacaktır.

Sosyal ortamların vazgeçilmez hatta en önemli unsuru etkili iletişimdir. Kaynak ile alıcı arasında kurulacak iletişimin sağlıklı sürdürülmesi için etkin dinleme kaçınılmazdır. Altı yaşa kadar olan süreçte ailesi içinde muhtelif olaylarda kendine söz hakkı tanınmış, dinlenmiş çocukların etkin dinleme becerisini ve aktif konuşma becerisini sergilemesi mümkündür. Tersini izaha gerek yoktur diye düşünüyorum.

Okul başarısında sağlık önemli ve kritik bir başlık olarak bizleri karşılıyor. Çocuğun sağlıklı olabilmesi için dengeli ve faydalı besinleri tüketmesi önemlidir. Karbonhidrat, protein, yağ, vitamin ve mineral bazlı besinlerin dengeli sunulması hem fiziksel hem de mental sağlıkları için önemlidir. Sağlık için uyku düzeninin biyolojik ritim oluşturacak şekilde ayarlanması gerekir. Kalkış ve yatış saatlerinin zamanında yapılması bu ritmin oluşmasında etkilidir. Sağlık için aynı zamanda çocuğun hijyen kurallarını edinmiş olması gerekir. Hijyen becerisi edinmemiş çocukların okul gibi bulaş riskinin yüksek olduğu ortamlarda sağlıklarını koruyabilmeleri mümkün değildir.

Okul başarısında bir diğer önemli husus çocuğun sorumluluk sahibi olmasının sağlanmasıdır. Altı yaşa kadar kendi yatağını toplamayı öğrenmiş, elbiselerini düzenli bir şekilde dolabına yerleştirebilmeyi başarabilmiş, sofra kurmaya vd. muhtelif işlere yardımcı olabilmiş çocukta sorumluluk hissi gelişir. İlkokul çağında öğrencinin en önemli sorumluluklarından biri hafta sonu ödevleridir. Haftasonu olarak özellikle belirtiyorum çünkü kaliteli eğitimde, eğitim işleri haftaiçi okulda başlar ve okulda biter. Haftaiçi okul dışına taşan eğitim kalitesiz ve zararlıdır. (1. sınıflar okuma yazma becerilerinde pratiğe ihtiyaç duydukları için haftaiçi ailelerin evde ödev başlığı altında alıştırma yapmalarına karşı olmadığımı yeri gelmişken belirtmek isterim)

Okul başarısında, öğrenci başarısının ebeveynler tarafından takibi yapılmalıdır. Öğretmenle belirlenen periyotlarda görüşülmesi ve çocuğun eğitim öğretim süreci hakkında bilgi alınması; veli toplantılarına katılım sağlanması bu takibin basamaklarındandır.

Okul başarısı sadece akademik başarı değildir. Bilakis okul başarısı akademik başarı yanında çocuğun boş zamanlarını sosyal aktiviteler ile değerlendirmesiyle gelişir ve artar. Boş zamanları değerlendirmek için okul dışında yapılacak gezilerin, kültürel aktivitelerin vd. etkinliklerin önemi büyüktür. Burada amaç çocuğun etkinliklerle algısını okul atmosferinden biraz da olsun uzaklaştırmak ve dengeli bir eğitim öğretim süreci yaşamasına olanak sağlamaktır.

Okul başarısı uzun bir zaman diliminde çocuğa yapılan yatırımla doğru orantılıdır. Şayet süreçte ihmal(ler) varsa ‘’Geç kaldım!’’ diyerek endişe edilmemeli bilakis ilk fırsatta benzer pedagojik yaklaşımlar sergilenerek bu becerilerin edinimi için çocuk teşvik edilmelidir.

DİĞER MAKALELER