06 Mart 2025, 12:30 tarihinde eklendi

Kur'an Araştırmaları: Hz. Muhammed I

Kur'an Araştırmaları: Hz. Muhammed I

Kur’an-ı Kerim’de belirtildiği üzere yeryüzünde insanları benimsedikleri yanlış inançlardan vazgeçirmek için her topluma elçiler gönderilmiştir.(1) Gönderildikleri toplumda bizzat o toplumun ileri gelenleri tarafından etiketlenen elçiler ve onlara tabi olanlar çeşitli zorluklarla karşı karşıya kalmışlardır. Resullerin hayatları uğruna gerçekleştirdikleri bu mücadeleler ilk dönemde olduğu gibi aradan geçen uzun zaman dilimine rağmen dönemin aynı inancını benimseyen insanları tarafından da kıymetli bulunmuş; buna binaen kendilerine gösterilen hürmet ve sevgi edebiyattan sanata hemen hemen müspet her alanda kendini göstermiştir. 

Tevhid inancını yaymada son nebi olma şerefini edinmiş Hz. Muhammed’in de diğer elçiler gibi dinin tebliği esnasında karşılaşmış olduğu sıkıntılar Kur’an metinlerinden anlaşılmaktadır. O nebi ki; kendisine deli, mecnun gibi lakaplar takılmış, ambargo uygulanmış, tuzaklar kurulmuş, öldürülmek istenmiş, eşine iftiralar atılmış ancak her şeye rağmen halim huylu, sabırlı, ibadetlerine düşkün, insanlara karşı cömert ve yardımsever, sınırları olan, sorumluluk sahibi, Kur’an’a sıkı sıkıya bağlı, erdemli bir insan olarak ebediyete intikal etmiştir. Şüphesiz inancı mukabilinde empati yeteneği gelişmiş her Müslüman Hz. Resul’ün bu örnekliğine hayran kalmaktan kendini alamamaktadır. Sevgili Resule, onunda bir insan olduğu gerçekliğini göz ardı etmeden muhabbet beslemek tabi bir durumdur. Ne var ki toplumda bu gerçeklik üzere bulunan zümrenin dışında elçiye duyduğu muhabbeti uluhiyet anlayışına ters düşecek şekilde sergileyen fanatikleşmiş zümreler de bulunmaktadır. Bu zümrenin Kur’an ile taban tabana zıt Hz. Muhammed sevgisini ele almadan önce Kur’an’da kendisinden bahsedilen Hz. Muhammed’i hatırlamak gerekecektir: 

‘’Yüce Allah’ın vahyettiği kitap olan Kur’an, Hz. Muhammed’i şöyle tanıtmaktadır: O, olağanüstü niteliklere sahip değildir ve bizim gibi bir beşerdir.(2) Bizim gibi yemek yer, bizim gibi çarşı pazarda dolaşır.(3) İnsanların kalbini okuyamaz(4) ve gaybı da bilemez.(5) Ahirette hiçbir kimseye torpil, yani şefaat yapamaz. Bizi azap meleklerinin elinden de kurtaramaz.(6) Hatta ahirette bize de kendisine de ne yapılacağını bilemez.(7) Ölülere işittiremez, kabirdekilerle sohbet edemez.(8) Eceli gelince ölümünü erteleyemez.(9) Değil bize geleni, kendisine gelen zararı bile savamaz. Allah’tan başka sığınacağı kimsesi yoktur.(10) Yalnız Allah’tan yardım ister.(11) Konuşmaları kapalı ve gizemli değildir. Herkesin anlayabileceği şekilde apaçıktır.(12) Hz. Peygamber’in türlü türlü mucizeleri yoktur.(13) Onun öyle bir kitabı vardır ki o kitap onu alemlere rahmet olarak nitelemiştir.(14) Kur’an Hz. Peygamber’in yegane ve en büyük mucizesidir.(15) O, Kur’an-ı bize alenen tebliğ edendir.(16) Bizi Kur’an ile uyaran,(17) Kur’an ile hüküm veren, aramızdaki anlaşmazlıkları Kur’an ile çözen ve insalığı Kur’an ile karanlıklardan aydınlığa çıkarandır.(18) Hz. Peygamber yalnızca Kur’an’a uymuştur.(19) Çünkü o, Kur’an’dan başka bir kitap bilmemektedir ve tüm dini bilgi kaynağı Kur’an’dır.(20)’’(21)

Kur’an’da anlatılan Hz. Muhammed ile Kur’an dışı (bazı) kaynaklarda anlatılan Hz. Muhammed arasında bariz farklar bulunmaktadır. Bir misal olarak Kur’an dışı kaynaklardan biri olan hadiste sıklıkla karşılaştığımız manzarayı inceleyelim: 

“(Bir seferde) Mekke’de iken Hz. Peygamber’e geldim. Kendisi, Mina’ya yakın Ebtah (Bathâ) denilen yerde kızıl sahtiyandan yapılmış kubbemsi bir çadır içinde bulunuyordu. Öğle sıcağında Bilâl ezan okudu; sonra içeri girdi ve Resûlullah’ın abdest suyunun artığı ile dışarı çıktı. Gördüm ki, orada bulunanlar bu sudan almak için yarışıyorlardı; ondan bir miktar da ben aldım. O sudan her kimin eline bir şey geçti ise (teberrrüken) üzerine süründü; elde edemeyenler ise, arkadaşlarının elindeki ıslaklıktan aldılar...”(22) 

Bu hadiste Hz. Resulün abdest suyunun artığına sahabenin gösterdiği ilgi! oldukça rahatsız edici gözükmektedir. Zira Kur’an’da resullerin hadisi şu şekilde aktarılmıştır: 

‘’Resulleri ise onlara şöyle demişti: “(Evet) biz de ancak sizin gibi bir insanız. Fakat Allah ( vahyi) kullarından dilediğine (layık olana) lütfeder. Allah’ın izni olmadan bizim size herhangi bir delil getirmemiz mümkün değildir. Müminler yalnızca Allah’a güvensinler!’’ (İbrahim,11) 

Muhataplarına sizin gibi bir insanız diyen resullerden bir resul olan Hz. Muhammed’in abdest suyunun artığından almak için yarışmak, üstlere sürmek, alacak su kalmadıysa arkadaşının eline bulaşan abdest suyundan almak... Kur’an’ın çizdiği resul ve ona tabi olan sahabe profilinden oldukça uzaktır. 

“Bana verdiğin sözü yerine getirmeyecek misin?” dedi. Peygamber de ona: “Sana müjdeler olsun (Ganîmet taksîmi yakın yahut sabra karşılık büyük sevap var)” buyurdu. Bedevî: “Sevin, müjdelen” (avutucu) sözlerini bana çok söyledin, dedi. Bunun üzerine Hz. Peygamber öfkelenmiş bir kimse edasıyla Ebû Mûsâ ile Bilâl’e döndü ve: “Bedevî verdiğim müjdeyi reddetti; onu siz kabul edin” buyurdu. Ebû Mûsâ ile Bilâl: “Kabul ettik” dediler. Bundan sonra Peygamber, içi su dolu küçük bir kap istedi. Bu kap içinde ellerini ve yüzünü yıkadı; ağzındaki bir miktar suyu da bunun içine püskürttü. Sonra Ebû Mûsâ ile Bilâl’e: “Bu sudan için; kalanını yüzlerinize ve boğazlarınıza dökün ve müjdelenin” buyurdu. Onlar da su kabını aldılar ve Peygamberin emrettiği gibi yaptılar. Bu sırada Peygamberin zevcesi Ümmü Seleme, perde arkasından: “Şu sudan ananıza da lütfedin!” diye seslendi. Onlar da bu sudan bir miktarını Ümmü Seleme’ye ikram ettiler.’’(23) 

Bu hadiste de Hz. Resulün elini, yüzünü yıkadığı hatta içine püskürttüğü sudan sahabilerin içtiği gibi tayyip dinin ilk müşahitlerine ve kutlu nebiye açıkça iftira atılmıştır. Hz. Resul’ün ağzından çıkan suya maksadını aşan bir değer atfedilmiş resule de bu yolla insanüstü varlık muamelesi yapılmıştır. İş bu olumsuz hadiseyle kalmamış Hz. Resulün bevili cennetin anahtarı olmuş, onun yediği gibi yemek, giyindiği gibi giyinmek kutsallaştırılmıştır. Velhasıl Kur’an’ın: ‘’Şüphesiz ki Allah’ın Elçisinde sizin için, (yani) Allah’a ve ahiret gününe (kavuşmayı) umanlar ve Allah’ı çok hatırlayanlar için güzel bir örnek vardır.’’ tavsiyesi yanlış anlaşılmıştır.

Hz. Resul’e duyduğu ölçüsüz muhabbeti başkasını öldürmeye vesile kılan bazı zatların ibret ve yüz kızartıcı teşebbüsünü kitabına taşıyan Prof. Dr. Mehmed Said Hatiboğlu okuyucunun ilgisine şu cümleleri paylaşıyor: 

‘’Bunlara benzer pek çok vakıayla sabittir ki, İslam’ın son Peygamberi, hayatı boyunca normal sahada beşeri kayıdlar içinde hareket etmiş, müminler kendisine beşer olarak bakmayı bilmişlerdir. Ne var ki, bunun her mümin için böyle devam edebildiğini söylemek mümkin olmayacaktır. Yazımıza konu edindiğimiz mesele bunun en açık delillerindendir. Beşer bir Peygamber’in, ölümüyle vücudunda vuku bulabilecek normal bedeni değişmeleri, bir zaman geçecek bazı beşerin havsalası alamayacaktır. Hatta bir devir gelecek, doğru söyleyenin dili değil, kafası koparılmak istenecektir. Peygamberinin ilmine ömrünü vermiş bir alimi, maddi ihtişam içinde yüzen bir devletli kalkacak Peygamber’e hakaret etmekle suçlayabilecektir. Masalmış gibi gelen bu manzaraya kaynakların ışığında baktığımıza 2/8. asrın büyük bir muhaddisinin kendi nefsinden aziz bildiği Peygamberine karşı nasıl bir terbiyesizlikle(!) suçlanabildiğini dehşetle müşahede ediyor, haddini aşmış, meşruluğunu kaybetmiş bir sevgiye mübtela başka bir alimin, idari sultayla birleştiği takdirde ne derece tiksindirici olabileceğini ve fikirleri saptırmakta ne kadar büyük rol oynayabileceğini görüyoruz.’’(24) 

Profesör Hatiboğlu olayın devamında Veki’in Hz. Peygamber, vefat ettiğinde hemen defnedilmediği için karnının şiştiğini, küçük parmağının büküldüğünü Abdullah el-Behiyy'den aktarması neticesinde Mekke valisi Muhammed ibn Abdillah tarafından asılarak öldürtülmek istendiği hadisesini aktarıyor.(25) 

Kur’an’dan uzaklaşma neticesinde ortaya çıktığına şahit olduğumuz bu kontrolsüz ve tenkide tabi muhabbete günümüz dahil hemen hemen her dönemde rastlamak mümkündür. Biz bu sağlıksız anlayışın ortadan kalkması için Hz. Muhammed’in ayetler üzerinden incelenmesinin en doğrusu olacağı kanaatini paylaşıyoruz. 

(bkz. Kur'an Araştırmaları: Hz. Muhammed II)

------------------------------

(1) Nahl,36 

(2) Kehf,110 

(3) Furkan,7 

(4) Tevbe, 101 ; Münafikun,4 

(5) En’am,50 ; Araf, 188 

(6) Cin, 21-23 

(7) Ahkaf,9 

(8) Rum, 52 ; Fatır, 22 

(9) Zümer, 30 

(10) Cin,21-22 

(11) Fatiha,3 

(12) Ankebut, 50-51 

(13) İsra, 59 ; Ankebut, 50 

(14) Enbiya,107 

(15) İsra, 59 ; Ankebut, 50-51 

(16) Maide, 92 ve 99 ; Nur,54 ; Ra’d, 40 ; Nahl, 35 ve 82 ; Zümer, 54 ; Ankebut, 18 ; Şura, 48 

(17) En’am,19 ve 51; Sebe’, 28 

(18) Nisa, 105 ; Nahl, 64 ; İbrahim, 2 

(19) En’am, 50 ; Araf, 203 

(20) Şura, 52 ; En’am, 105 

(21) Akbulut, Prof. Dr. Ahmet, Müslüman Kültürde Kur’an’a Yabancılaşma süreci, Ankara 2020, s.173-174 

(22) Buharî, Libâs 42 

(23) Buharî, Meğâzî 56 

(24) Hatiboğlu, Prof. Dr. Mehmed Said, Hadis Tedkikleri, Ankara 2019, s.73-74. 

(25) Hatiboğlu, Prof. Dr. Mehmed Said, Hadis Tedkikleri, Ankara 2019, s.74-77. 

DİĞER MAKALELER