05 Ocak 2025, 00:15 tarihinde eklendi

Kur'an Araştırmaları: Sünnet II

Kur'an Araştırmaları: Sünnet II

Hz. Resul ayetleri tebliğ ederken aynı zamanda her Müslüman gibi ayetlerde farz kılınan ve tavsiye edilen buyrukları en güzel örnek olarak yaşamında bilfiil ifa etmekteydi. İşte tüm bu uygulamalar öncelikle Allah’ın emri ve tavsiyesi daha sonra onu bilfiil uygulayan nebinin sünneti olarak anlam bulmaktadır.

Sünnete misal olarak şu ayetleri ve açıklamaları dikkatlerinize arz ediyoruz:

''Ayrıca sana özgü olarak gecenin bir kısmında da Kur'an oku(yup namaz kıl)mak üzere uyan! Rabbinin seni güzel bir makama ulaştırması umulur. (İsra,79)’’ ayetinde bahsedilen namaz sadece Hz. Muhammed’e farz kılınmıştır. Allah’ın hoşnutluğunu kazanmak için geceleri fazladan ibadet eden Hz. Muhammed’i örnek alarak fazladan namaz kılmak onun sünnetine uymaktır. 

‘’Allah’tan bir merhamet sebebiyle onlara yumuşak davranmıştın. Kaba, katı yürekli olsaydın, şüphesiz ki etrafından dağılırlardı. Onları affet; bağışlanmaları için dua et; iş(ler) hakkında onlarla istişarede bulun! Kararını verdiğin zaman da artık Allah’a güven! Şüphesiz ki Allah kendisine güvenenleri sever.’’ (Al-i İmran,159) ayetinde sevgili nebimizin naif bir insan olduğu, kaba saba bir insan olmadığı aktarılmıştır. Onun bu meziyetleri sünnetini teşkil etmekle birlikte bu meziyetlere imrenip örnek almak onun mütevatir sünnetine tabi olmaktır. Yine hata etmiş olanların bağışlanmaları için dua etmesi, onları bütünüyle reddetmek yerine kendileriyle istişare etmesi onun mütevatir sünnetleridir. Bu güzel davranışları kendi hayatında tatbik eden Müslümanlar aynı zamanda o şerefli zatın sünnetine uymaktadırlar.

‘’(Bir işi bitirip) boş kalınca hemen (başka bir işe) kalk.’’ (İnşirah,7) ayetine muhatap olup çalışkanlığın en güzel nüvelerini ortaya koyan Hz. Muhammed’i örnek alıp çalışkan olmak ve bu doğrultuda çalışmak onun sünnetine uymaktır. 

Sünnetin bu örnekliklerine mukabil Kur’an’da diğer nebilerimizin sünnetlerine de değinilmiştir: 

‘’Şüphesiz ki İbrahim, çok hoşgörülü, çok yufka yürekli, (Allah’a) yönelmiş (biriydi).’’ (Hud,75) ‘’Davud'a Süleyman'ı vermiştik; o ne güzel bir kuldu; daima (Allah'a) yönelendi.’’ (Sad,30) ve daha pek çok ayette nebilerimizin sünnetlerinden nişaneler bulmak mümkündür.

Her şeyin açıklaması olacak şekilde apaçık ve detaylı kılınmış Kur’an’da son nebi Hz. Muhammed'in ve diğer nebilerin sünnetleri Müslümanlar için yeter düzeyde bulunmaktadır.  

Kur’an dışında kalan ve Hz. Resul’e isnad edilen sünnetlere karşı tavrımız hadislere karşı takındığımız tavırla aynıdır. Zorunlu olmamakla birlikte dileyen Müslümanlar Kur’an dışında kalan ve Hz. Nebiye isnad edilen sünneti Kur’an’a arz edebilir. Onay alınıyorsa tatbik etmekte hiçbir mahzur yoktur. Ancak Allah’ın kanunlarına (sünnetullah) aykırılık ve muhalefet söz konusuysa sünnet kisvesine büründürülmüş bu batıl şedid muhalefete tabi tutulmalıdır.  

Biz şu hakikate şahitlik ediyoruz: Kur’an bize yeter. Ondan hesaba çekileceğiz. Son nebi Hz. Muhammed dahil tüm nebi ve resullerimizin mütevatir sünneti Kur’an’da bildirilmiştir. Bizleri Yüce Allah'a yaklaştırmaya vesile olacak bu sünnetlere uymak (zorunlu olmamakla birlikte) yararımıza olacaktır. Kur’an dışında kalan ve Hz. Muhammed’e ait olma ihtimali olan her müspet sünnet yaşatılabilir, Müslümanların bireysel ve sosyal gelişimlerine bu tarikle katkı sunulabilir. Ancak hiçbir zat-ı muhterem meydanlarda Kur’an dışı kalmış sünnetten alem-i İslam’ın sorumlu olduğu söylemini kitlelere dikte ettirmeyi kendine vazife edinmemelidir! 

DİĞER MAKALELER