Kur'an Araştırmaları: Hadis II
İBNU’S SALAH’IN İDDİASI VE SAHİHAYNIN TENKİDİ
Bundan önce Ehl-i Hadis mensubu olup sahihayndaki tüm hadisleri sahih gören İbnu’s-Salah’ın iddiası nakledilmişti. Bu iddianın son derece yanlış olduğunu göstermek için birkaç örnek vermek yeterli olacaktır:
-
Buhari’nin El-Cami’u’s-Sahihinde bulunan Kitabu’l Enbiya (60) Babu Vezkur fi’l Kitabi Meryem hadisinde sahabinin adı İbn Ömer olarak aktarılmıştır. Bu hatadır. Zira buradaki sahabinin İbn Abbas olduğu hakikati çoğu kişi tarafından bilinmektedir.
-
‘’Hz. Peygamber’e en önce kavuşan Sevde oldu.’’(1) Hadiste Hz. Resulün ilk ölen eşinin Sevde b. Zem’a olduğu bahsedilmişse de bu doğru değildir. Tarihi bir hakikat olarak Hz. Resul’ün ilk ölen eşi Zeynep b. Cahş’tır.
-
‘’Hayber gazvesine Hz. Peygamber’le birlikte gittik.’’(2) Bu hadisi Ebu Hureyre’nin söylediği beyan edilmiştir. Halbuki İslam Tarihini nakleden kitaplarda Ebu Hureyre’nin bu gazveye katılmadığı aktarılmaktadır.
-
‘’Ölüm meleği Hz. Musa’ya gönderildi. Yanına vardığında Hz. Musa ona bir tokat attı (ve gözünü kör etti) Bunun üzerine Rabbine geri döndü ve ‘Beni ölümü istemeyen birisine göndermişsin’ diyerek şikayette bulundu. Allah Teala çıkan gö-zünü iade etti ve ‘Yine git ve elini bir öküzün sır-tına koymasını söyle, elinin altındaki her kıl için ona bir yıllık ömür verildi.’ (Melek gelip durumu arz edince, Hz. Musa) ‘(Madem sonunda yine ölüm var) şimdi öleyim.’ dedi ve Allah Teala’dan kendisini arzı mukaddeseye bir taş atımlık mesafe yaklaştırmasını istedi. (Bunu aktaran) Resulullah şöyle buyurdu: Orada olsaydım yol kenarında kırmızı kum tepeciğinin yanındaki kabrini sizlere gösterirdim.’’(3) Hz. Musa'nın canını almak için gelen ölüm meleğini ilk bakışta tanımadığı iddiası üzerinden tevil edilmeye çalışılan bu hadis mevzudur. Tevilin mantıksız bir zeminde yürütüldüğünün delilleri şunlardır: Ölüm meleğinin durumu Allah'a şikayet etmesi Hz. Musa'nın meleği tanıdığının nişanesidir. Peki Hz. Musa meleği tanımamış ise melek neden Hz. Musa’yı Allah’a şikayet etmiştir? Aynı hadisi Müslim, kitabında babun min fedaili Musa bölümünde paylaşmış ve hadisin hemen başında meleğin ''Rabbinin ölüm davetine icabet'' diyerek Musa aleyhisselamın yanına geldiğini aktarmıştır ki bu da Hz. Musa'nın gelenin ölüm meleği/melek’ül mevt olduğu hususunda bilgi sahibi olduğunu gösterir. Ölüm meleğinin görevini yerine getirmemesi mümkün değildir çünkü Allah eceli gelince hiçbir kulunu ertelemez: ‘’Allah, eceli gelince hiç kimsenin ölümünü ertelemez. Allah yapıp ettiklerinizden tamamen haberdardır.’’ (Münafikun,11) Hadisin güvenilir olmadığını Gazali es-Sunnetu'n Nebeviyye adlı eserinde şu cümlelerle ifade etmiştir: ''Biz de deriz ki bu müdafaların hepsi bir ağırlığı olmayan, gereksiz ve değersiz savunmalardır. Bu hadisi kabul etmeyeni ilhad ile damgalayan kimse Müslümanların hak ve hukukuna tecavüz etmiş olur. Doğrusu hadisin metninde, onu sıhhat derecesinden düşüren bir illet-i qadıha vardır. Böyle bir hadisi kabul edip etmemek aslında fikri bir ihtilaftır, akaid ile ilgili bir ihtilaf değildir. Metindeki illete gelince bu illeti ancak muhakkik alimler görür; sathi görüşe sahip olanlara ise bu illet gizli kalır.'’(4)
-
‘’Kim Allah’ın doksan dokuz ismini ezberlerse cennete girer.’’(5) ‘’Yoksa sizden öncekilerin çektikleriyle karşılaşmadan cennete girebileceğinizi mi sandınız? Onlar öylesine yoksulluk ve sıkıntı çekmişler, öyle sarsılmışlardı ki peygamber ve yanındakiler, “Allah’ın yardımı ne zaman gelecek?” demeye başladılar. Bilesiniz ki Allah’ın yardımı yakındır.’’ (Bakara,214) ‘’Kimin terazi(de sevap)ları ağır gelirse, işte onlar kurtulanların ta kendileridir. Kimin de terazi(de sevap)ları hafif gelirse, artık onlar ken-dilerine yazık edenlerdir; (onlar) [ebedî] cehennem dedir.’’ (Müminun,112-113) vb. ayetlere bakıldığında doksan dokuz ismin zikredilerek cennete gidileceği söyleminin mevzu olduğu anlaşılmaktadır. Yeri gelmişken belirtmek gerekir ki gerçekleştirilen Kur'an incelemeleri sonucunda Kitapta Allah’ın 99’dan fazla ismi (El-Mübtelin, Eş-Şey…) olduğu tespit edilmiştir.
-
‘’Resulullah buyurdular ki: Süleyman aleyhisselam (bir gün) ‘Bugün, kesinlikle doksan hanımıma uğrayacağım. Hepsi de Allah yolunda cihat edecek bir yiğit doğuracak’ dedi. Arkadaşı (veya melek) ona: ‘İnşallah de bari!’ uyarısında bulundu. Ama Hz. Süleyman inşallah demedi. Söylediği gibi o gün bütün hanımlarına uğradı. Kadınlardan sadece biri hamile kaldı. O da yarım insan doğurdu. Resulullah sözüne devamla: ‘Nefsimi elinde tutan zat’a yemin olsun! Eğer Süleyman aleyhisselam ‘İnşallah’ demiş olsaydı hepsi de Allah yolunda atlı olacak cihat eden çocuklara sahip olacaktı’ buyurdu.’’(6) “(Bir seferde) Mekke’de iken Hz. Peygamber’e geldim. Kendisi, Mina’ya yakın Ebtah (Bathâ) denilen yerde kızıl sahtiyandan yapılmış kubbemsi bir çadır içinde bulunuyordu. Öğle sıcağında Bilâl ezan okudu; sonra içeri girdi ve Resûlullah’ın abdest suyunun artığı ile dışarı çıktı. Gör-düm ki, orada bulunanlar bu sudan almak için yarışıyorlardı; ondan bir miktar da ben aldım. O sudan her kimin eline bir şey geçti ise (teberrrüken) üzerine süründü; elde edemeyenler ise, arkadaşlarının elindeki ıslaklıktan aldılar...” (7) “Bana verdiğin sözü yerine getirmeyecek misin?” dedi. Peygamber de ona: “Sana müjdeler olsun (Ganîmet taksîmi yakın yahut sabra karşılık büyük sevap var)” buyurdu. Bedevî: “Sevin, müjdelen” (avutucu) sözlerini bana çok söyledin, dedi. Bunun üzerine Hz. Peygamber öfkelenmiş bir kimse edasıyla Ebû Mûsâ ile Bilâl’e döndü ve: “Bedevî verdiğim müjdeyi reddetti; onu siz kabul edin” buyurdu. Ebû Mûsâ ile Bilâl: “Kabul ettik” dediler. Bundan sonra Peygamber, içi su dolu küçük bir kap istedi. Bu kap içinde ellerini ve yüzünü yıkadı; ağzındaki bir miktar suyu da bunun içine püskürttü. Sonra Ebû Mûsâ ile Bilâl’e: “Bu sudan için; kalanını yüzlerinize ve boğazlarınıza dökün ve müjdelenin” buyurdu. Onlar da su kabını aldılar ve Peygamberin emrettiği gibi yaptılar. Bu sırada Peygamberin zevcesi Ümmü Seleme, perde arkasından: “Şu sudan ananıza da lütfedin!” diye seslendi. Onlar da bu sudan bir miktarını Ümmü Seleme’ye ikram ettiler.’’(8) Kur'an’da resullerin hadisleri şu şekilde aktarılır: ‘’Resulleri onlara dediler ki: Biz sizin gibi bir insandan başkası değiliz. Fakat Allah nimetini kullarından dilediğine lütfeder. Allah'ın izni olmadan bizim size bir delil getirmemize imkân yoktur. Müminler ancak Allah'a dayansınlar.’’ (İbrahim,11) Açıkça görüldüğü üzere resuller bizler gibi insandır. Onların üstünlükleri Allah’tan vahiy almalarıdır. Bu hadislerde ise Resullere insanüstü varlık muamelesi yapılmış olup bu durum uluhiyet anlayışına ters düşmektedir.
-
M. Fuad Sezgin, Buhari’nin metinlerinde yer alan ve oldukça tehlikeli sayılabilecek filolojik bir izaha eserinde(9) şu şekilde değinir: ‘'Buhari metnindeki filolojik izahlar arasında mana bakımından oldukça tehlikeli sayılabilecek bir yanlışlık, yine Ebu Ubeyde'den ve kala ğayruhu telmihiyle naklolunan ibarelerden birinde vuku bulmuştur. 80. Abese, 6. ayetinde Ebu Ubeyde'den alınan Kur'an'a ait iki kelime ve bunların tefsirlerinden, birinin tefsirinin diğerinin maledilmesi, ikinci kelime ile birinciye ait tefsirin düşürülmesi suretiyle filolojik bir hatadan başka, Peygamber için müfessirlerin tecviz etmedikleri bir fiil, gayri ihtiyari isnad edilmiş oluyor. Burada, Buhari metnindeki ve kale gayruhu: teşadda teğaffele anhu ibaresini kastediyo-rum. Mecazu'l-Kuran'daki aslı teşadda: tearrada lehu ve telehha: tağaffele ahnu ibaresidir. Buhari metninde, tearrada lehu ve telehha kelimeleri düş-müş, ikinci ayetin tefsiri birinciye malolmuştur. Surede geçen teşadda fiilinin faili Peygamber olduğuna göre, isnad edilen fiil de değişmiş oluyor. Ravilerden Ebu Zerr ve diğer birçok şarih buna itiraz etmişlerdir.''
Buraya kadar verdiğimiz örnekler her iki kaynağa yöneltilen haklı ve geçerli eleştirilerin %1’i dahi değildir. Ancak verilen tenkit örneklerinden öyle anlaşılıyor ki İbnu’s-Salah’ın iddiasının aksine en güvenilir addedilen sahihayn kaynaklarında dahi uydurma ve hata ile karakterize pek çok rivayet bulunmaktadır.
Şu halde sorumuzu tekrar yineleyelim: İçerisinde çelişkili, hatalı ve uydurma olan sözleri barındıran kitaplar nasıl olurda mahkeme-i kübra’da müminlerin hesaba çekileceği kitaplar olabilirler? Yüce Allah’ın inananları doğru ile yanlışın iç içe geçtiği kaynaklardan hesaba çekeceği nasıl düşünülebilir? Bu Allah’a iftira değildir de nedir?
(bkz. Kur'an Araştırmaları: Hadis III)
---------------------------------------------
(1) Buhari, Zekat 11
(2) Buhari, Eyman 33
(3) Buhari, Cenaiz 23; Muslim, Fedail 43
(4) Muhammed el-Gazali, es-Sunnetu'n Nebeviyye, İstanbul 2020, s. 44.
(5) Buhari, Daavat 68; Müslim, Zikr 5
(6) Buhari, Enbiya 40; Müslim, Eyman 23
(7) Buharî, Libâs 42
(8) Buharî, Meğâzî 56
(9) Sezgin, Prof. Dr. M. Fuad, Buhari’nin Kaynakları, Ankara 2012, s.175.
