Kur'an Araştırmaları: Kur'an
‘’Doğrudan doğruya Kur’an’dan alıp ilhamı,
Asrın idrakine söyletmeliyiz İslam’ı’’
- Mehmet Akif Ersoy
Alem-i İslam’ın birçok konuda ayrışmasına vesile olan husus dinin bağlayıcı kaynağının tespit edilememesidir. Dinin kaynağı:
-
Sadece Kur’an mıdır?
-
Kur’an+Hadis midir?
-
Kur’an+Hadis+Sünnet midir?
Dinin bağlayıcı kaynağını bulma yolunda sözü ilk olarak İslam toplumunun kendisine tabi olmada icma halinde olduğu Kur’an’a vermek isabetli olacak. İşte ilahi mesajda kendisinden bahsedilen Kur’an:
İlahi kelamın (kelamulallah) muhatabı nazil olduğu andan itibaren tüm insanlıktır:

‘’De ki: “Hangi şey şahitlik bakımından en büyüktür? De ki: “Allah benimle sizin aranızda şahittir. Bu Kur’an, bana, kendisiyle sizi ve ulaştığı herkesi uyarmam için vahyolundu. Yoksa siz Allah ile birlikte başka ilahlar olduğuna şahitlik mi ediyorsunuz?” De ki: “Ben buna şahitlik etmem.” De ki: “O, yalnızca tek bir ilahtır; ben sizin ortak koştuğunuz şeylerden elbette uzağım.” (Enam,19)

‘’O (Kur’an) ancak âlemler için bir hatırla(t)madır.’’ (Sad,87)
Vahyi Allah detaylandırılıp, açıklamıştır:

‘’Elif, lâm, râ. Bu, hikmet sahibi ve her şeyden haberdar olan Allah tarafından âyetleri önce sağlam kılınmış, sonra da detaylandırılıp açıklanmış bir kitaptır.’’ (Hud,1)
Kur’an apaçık kılınmıştır:

‘’Elif. Lâm. Râ. İşte şu(nlar), apaçık Kitabın ayetleridir.’’ (Yusuf,1)

‘’Apaçık Kitaba yemin olsun ki’’ (Zuhruf,2/Duhan,2)

‘’(Bu), bizim indirdiğimiz ve (hükümlerini) farz kıldığımız bir suredir. Umulur ki (düşünüp gerçeği) hatırlarsınız diye onda apaçık ayetler indirdik.’’ (Nur,1)

‘’İşte şu(nlar), apaçık Kitabın ayetleridir.’’ (Şu’ara,2/Kasas,2)
.jpg)
‘’Tâ. Sîn. İşte şu(nlar) Kur’an’ın ve apaçık Kitabın ayetleridir.’’ (Neml,1)
Kur’an, öğüt alınsın diye kolaylaştırılmış bir kitaptır:

Yemin olsun ki Kur’an’ı (gerçeği) hatırla(t)mak için kolaylaştırdık. Hatırlayan var mı? (Kamer,17)
Kur’an herkesçe (gerekli gayret sarf edilirse) anlaşılabilir. İlahi mesajın anlaşılması için kolaylaştırıldığı, herkese yönelik apaçık kılındığı ayetlerle sabitken kitabın herkesçe anlaşılamayacağı iddia edilmiş, insanların Kuran ile arasına sınır çekilmiştir. Ünlü kelamcı Fahreddin er-Razi kitabında (1) bu konuyla ilgili olarak Kuran’ın herkesçe anlaşılabileceğini beyan eden kelamcıların görüşlerini paylaşmıştır. Biz bu başlık altında mezkur görüşleri tekrar nakletmekle yetiniyoruz:
‘’Birincisi: ‘’Kur’an’ı düşünmüyorlar mı? Yoksa kalpleriniz üzerinde kilitler mi var?’’ (Muhammed,24) Bu ayetle insanlara Kur’an’ı düşünmeleri emredilmiştir. Eğer Kur’an anlaşılmayan bir kitap ise, bize kendisini düşünmemizi nasıl emreder?
İkincisi: ‘’Kur’an’ı düşünmüyorlar mı? Eğer o Allah’tan başkası tarafından indirilmiş olsaydı onda bir çok çelişki bulurlardı.’’ (Nisa,82) İddia edildiği üzere Kur’an-ı Kerim anlaşılmayan bir kitap ise nasıl olur da kendisinde çelişkinin olmadığını öğrenmemiz için bizi düşünmeye davet eder?
Üçüncüsü: ‘’Muhakkak ki O (Kur’an) alemlerin Rabbinin indirmesidir. (Resulum!) Onu Ruhu’l-Emin uyarıcılardan olasın diye apaçık Arap diliyle, senin kalbine indirmiştir.’’(Şurara,192-195) Eğer Kur’an-ı Kerim anlaşılmayan bir kitap olsaydı Allah’ın Elçisi onunla insanları nasıl uyarabilirdi? Kaldı ki onun Arapça bir dille indirilmiş olması anlaşılabilir bir kitap olduğunu kesin bir biçimde gösterir.
Dördüncüsü: ‘’Aralarından işin içyüzünü araştıranlar, onun ne olduğunu bilirlerdi.’’ (Nisa,83) Ayette geçen ‘’istinbat’’, Kur’an-ı Kerim’in manasını bilmeden nasıl mümkün olabilir?
Beşincisi: ‘’Her şeyi açıklayan bir kitap olarak’’ (Nahl,89) ‘’Biz kitapta hiçbir şeyi eksik bırakmadık.’’ (Enam,38)
Altıncısı: ‘’O takva sahipleri için bir hidayettir.’’ (Bakara,2) Bilinmeyen bir şey yol gösterici olamaz.
Yedincisi: ‘’Üstün bir hikmet’’ ‘’Kalplere bir şifa ve mü’minler için bir hidayet ve rehberdir.’’ Bütün bu sıfatlar, bilinmeyen bir şeyde olamaz.
Sekizincisi: ‘’Size Allah’tan bir nur ve apaçık bir kitap geldi.’’ (Maide,15) Bilinmeyen bir şey, apaçıklık özelliğine sahip olamaz.
Dokuzuncusu: ‘’Kendilerine okunan kitabı sana indirmemiz onlara yetmedi mi? Şüphesiz inanan bir topluluk için bunda bir rahmet ve öğüt vardır.’’ (Ankebut,51) Anlaşılmayan bir kitap, nasıl yeterlilik ve bir öğüt olma özelliğine sahip olabilir?
Onuncusu: ‘’Bu insanlar için bir tebliğdir. Bununla (insanlar) uyarılsınlar.’’ (İbrahim,52) Bilinmeyen bir kitap nasıl bir tebliğ ve uyarıcı olabilir? Akıl sahipleri ibret alsınlar’’ (İbrahim,52) Bu ancak anlaşılabilir bir kitap olmakla olabilir.
On birincisi: ‘’Size Rabbinizden bir burhan geldi. Size apaçık bir nur indirdik.’’ (Nisa,174) Anlaşılmayan bir kitap nasıl burhan ve nur olabilir?
On ikincisi: ‘’Kim hidayete tabi olursa o sapmaz ve sıkıntıya düşmez.’’ (Taha,123) Kim benim kitabımdan yüz çevirirse onun için de dar bir geçim kaynağı vardır.’’ (Taha,124) Kur’an anlaşılamaz ise ona uymak ve onun dışındakilerden yüz çevirmek nasıl mümkün olur?
On üçüncüsü: ‘’Bu Kur’an en doğru yola iletir.’’ (İsra,9) Anlaşılmayan bir kitap hidayete nasıl iletir?
On dördüncüsü: ‘’Resul, Rabbinin kendisine indirdiğine iman etti’’ (Bakara,285) ‘’İşittik ve itaat ettik.’’ (Bakara,285) İtaat ancak bilgiden sonra mümkün olur. O halde Kur’an’ın anlaşılan bir kitap olması zorunludur.
...
Akli delillere gelince, onlar birkaç vecihle delil olarak gösterilmiştir:
Birincisi: Gerçekten eğer Kur’an’da bilinmesine yol olmayan bir şey varit olmuş olsaydı, (mesela) o, Zenci diliyle Araplara hitap edebilirdi ki bu caiz değildir.
İkincisi: Kelamdan maksat anlaşılmayı sağlamaktır. Eğer Kur’an anlaşılamaz bir şey olsaydı, anlaşılmayan bir şeyin gönderilmesi abes olurdu.
Üçüncüsü: Gerçekten Kur’an’da meydan okuma vardır. Halbuki anlaşılmayan bir şeyle meydan okuma doğru olmaz.’’
Kur’an, her şeyin tafsilatlı açıklamasıdır:

‘’Şüphesiz ki onların kıssalarında, öz akıl sahipleri için bir ibret vardır. (Bu Kur’an, başkaları tarafından tasarlanıp) uydurulabilecek bir söz değildir. Fakat o, kendinden öncekileri onaylayan, her şeyin açıklaması olan (bir kitap)tır; iman eden toplum için bir rahmet ve bir rehberdir.’’ (Yusuf,111)

‘’Kavrayabilen bir toplum için ayetleri ayrıntılı bir biçimde açıklanmış Arapça bir Kuran olarak indirilmiştir.’’ (Fussilet,3)
Kur’an eksiksiz bir kitaptır:

‘’Bu kitabı sana her şey için bir açıklama, bir hidayet ve rahmet kaynağı olarak Müslimlere müjde olarak indirdik.’’ (Nahl,89)

‘’Ey iman edenler! Size açıklanırsa hoşunuza gitmeyecek şeyleri sormayın! Kur’an indirilirken onları sorarsanız size açıklanır. (Bildirmediğine göre) Allah onları affetmiştir. Allah çok bağışlayandır, hoşgörülüdür.’’ (Maide,101)
İlahi kelamda çelişki yoktur. Bu nedenle içerdiği her mesaj mütevatirdir, zandan uzaktır:

‘’Hamd, kendisinde hiçbir çelişki olmayan Kitap'ı indiren Allah'a aittir.’’ (Kehf,1)
Kur’an, Allah tarafından korunmuştur. İlahi koruma altında olan bir kitap şüphesiz her türlü beşeri müdahaleye de kapalı kılınmıştır:

‘’Zikri (Kur’an’ı) indiren şüphesiz ki biziz, biz; elbette onu koruyucular da biziz.’’ (Hicr,9)

‘’Rabbinin söz(leri), doğruluk ve Adalet bakımından tamamlanmıştır. O’nun sözlerini değiştirecek kimse yoktur. O, duyandır, bilendir.’’ (Enam,115)
Yüce Allah Kur’an-ı Kerim’i kendisinin en güzel tefsiri olarak vahyetmiştir:

‘’Onlar sana örnek getirdiklerinde biz de sana gerçeği ve en güzel tefsiri (açıklamayı) mutlaka getirmişizdir.’’ (Furkan,33)
Kur’an’dan tefsir örnekleri:

‘’Sana nereye (kime) infak edeceklerini soruyorlar. De ki: “infak edeceğiniz her bir şey, ana baba, yakınlar, yetimler, yoksullar ve yolcular için olmalıdır. Her ne iyilik yaparsanız şüphesiz ki Allah onu bilendir.” (Bakara,215)

‘’Kendileri için nelerin helal kılındığını sana soruyorlar. De ki: “Bütün temiz şeyler ve Allah’ın size öğrettiğinden kendilerine öğretip eğitilmiş (hâle getirdiğiniz) av hayvanlarının ele geçirdiği şeylerden (oluşan avlar da) size helal kılınmıştır. (Onların) sizin için tutup yakaladıklarından yiyin ve üzer(ler)ine Allah’ın adını hatırlayın! Allah’a karşı takvâlı (duyarlı) olun! Şüphesiz ki Allah hesabı hızlı olandır.” (Maide,4)

‘’Sana, o (Son) Saat’in demir atma zamanından soruyorlar. De ki: “Onun bilgisi, sadece Rabbimin katındadır. Onun zamanını O’ndan başkası ortaya koyamaz. (O olay) bütün ağırlığını göklerde ve yerde hissettirecektir. (Son Saat) size ancak ve ancak ansızın gelecektir.” Sanki sen onu bilebilirmişsin gibi sana soruyorlar. De ki: “Onun bilgisi yalnızca Allah katındadır fakat insanların çoğu bilmez.” (Araf,187)

‘’İşte onun anası (yeri) Hâviye’dir. Sen onun (Haviyenin) ne olduğunu nereden bileceksin? (O), kızgın bir ateş(tir)!’’ (Kari’a,9-11)

‘’Hayır! Şüphesiz ki o, Hutame’ye atılacaktır. Hutamenin ne olduğunu sen nereden bileceksin? (O), Allah’ın tutuşturulmuş ateşidir.’’ (Hümeze,4-6)
Kur’an-ı Kerim hikmetli bir kitaptır:

‘’Hikmetli (tartışmasız tek doğru) Kur’an’a yemin olsun ki;’’ (Yasin,2)
Kur’an gönüllere şifadır:

‘’Ey insanlar! Elbette size Rabbinizden bir öğüt, göğüslerdeki (kalplerdeki inançsızlığa) bir şifa, müminler için bir rehber ve rahmet gelmiştir.’’ (Yunus,57)
Hz. Resul’ün en büyük mucizesidir:

‘’(O zalimler:) “Ona Rabbinden (başka) ayetler (mucizeler) indirilmeli değil miydi?” demişlerdi. De ki: “Ayetler (mucizeler) ancak Allah katında(n)dır. Ben ise sadece apaçık bir uyarıcıyım. Kendilerine tilavet edilmekte (okunup aktarılmakta) olan Kitabı (Kur’an’ı) sana indirmemiz onlara yetmedi mi? Elbette iman eden bir toplum için onda rahmet ve (gerçeğin) hatırla(t)ması vardır.” (Ankebut,50-51)
İlahi kelama (kelamullah) tabi olanlar karanlıklardan aydınlığa çıkar:

‘’Sizi karanlıklardan aydınlığa çıkarmak için kuluna (Elçiye) apaçık ayetler indiren O’dur. Şüphesiz ki Allah size çok şefkatlidir, çok merhametlidir.’’ (Hadid,9)
Kur’an hak ile batılı ayıran kitaptır:

‘’Âlemlere bir uyarıcı olması için kuluna Furkân’ı (hakkı batıldan ayıran Kur’an’ı) indiren Allah ne yücedir!’’ (Furkan,1)
Tabi olunacak tek kaynaktır:

‘’Kendisiyle uyarman için ve müminlere (gerçeği) hatırlatma olsun diye sana indirilen bu kitaptan dolayı kalbinde hiçbir sıkıntı olmasın! Rabbinizden size indirilene (Kur’an’a) uyun! O’nun peşi sıra (onu bırakıp da) başka dostlara uymayın! Ne kadar da azınız (gerçeği) hatırlıyor!’’ (Araf,2-3)
Ayette açıkça tebliğ süresince resulümüz Hz. Muhammed’in Kur’an-ı Kerim ile insanları uyarması istenmiş gerek bu ayet ve gerekse Kur’an’da yer alan hiçbir ayette başka kaynağa atıfta bulunulmamıştır. Yine ayetin hemen devamında Kur’an’a uyulması istenmiş ve başka hiçbir veliye uyulmaması istenmemiştir. Böylece bu ve benzeri ayetler ile Kuran dışında kalan tüm otoritelerin dinde bağlayıcılıkları Allah tarafından hükümsüz kılınmıştır.
Kur’an inananların sorumluğu tutulacakları tek kaynaktır:

‘’Sen, sana vahyedilene sımsıkı sarıl! Elbette sen doğru yoldasın. Şüphesiz ki o (Kur’an), senin ve kavmin için (gerçeği) hatırlatan (öğüt)tür. İlerde ondan sorgulanacaksınız.’’ (Zuhruf,43-44)
Her iki ayette verilen mesaj son derece açıktır: İnananlar Kur’an’a sımsıkı sarılmalıdırlar. Zira ileride ondan hesaba çekileceklerdir. Gerek Zuhruf,44. ayette ve gerekse diğer ayetlerde inananların Kur’an dışında sorgulanacağı tek bir kaynağa doğrudan ve/veya dolaylı atıfta bulunulmamıştır. Şu halde Kur’an alem-i İslam’ın hesaba çekileceği tek kaynak konumundadır.

‘’Onlar (her) sözü dinler; en güzeline uyarlar. İşte onlar Allah’ın doğru yola ulaştırdığı kişilerdir. Öz akıl sahipleri de işte sadece onlardır.’’ (Zümer,18)
Yüce Allah, inananların bir özelliklerinin de sözlerin en güzeline uymaları olduğunu belirtmiştir. Dikkat edilirse müminlerin uyduğu kaynak müsned (tekil) form kullanılarak belirtilmiştir. Burada akıllara gelecek soru şudur: Uyulacak en güzel söz ile ne anlatılmak istenmiştir? Kendisinin en güzel tefsiri olan Kitapta bu sorunun cevabı aynı surenin 23. ayetinde Kur’an olarak açıklanmıştır:

‘’Allah sözün en güzelini, müteşâbih (benzeşen anlamlı) ve mesânî (hakikatleri tekrarlanan) bir kitap olarak indirdi. Bu (Kitab)ın etkisiyle Rablerine saygı duyanların tüyleri ürperir. Sonra hem derileri hem de kalpleri Allah’ın zikrine (Kur’an’a ısınıp) yumuşar. İşte bu (Kitap), Allah’ın, dileyeni (layık gördüğünü) kendisiyle doğru yola ulaştırdığı bir rehberdir. Allah kimi de saptırırsa (sapkınlığını onaylarsa) artık ona hiçbir yol gösteren olamaz.’’ (Zümer,23)
Ayetler ışığında Kur’an-ı Kerim’in neliğini sorguladığımızda:
-
Kur’an’ın belirli bir zümreye değil de tüm insanlığa hitap ettiğini,
-
Tüm insanlığa hitap eden detaylandırılmış kitabın Allah tarafından kolaylaştırıldığını, apaçık ve anlaşılır kılındığını,
-
Ayetlerin Allah tarafından tafsilatlı açıklandığı, kendisinin en güzel tefsiri (ahsena tefsir) olan bir kitap olduğu,
-
Gönüllere şifa olan hikmetli bir kitap olduğu,
-
Hak ile batılı ayıran (Furkan) kitap olduğu,
-
Hz. Resul’ün en büyük mucizesi olduğu,
-
Eksiksiz bir kitap olduğu,
-
En güzel sözleri ihtiva ettiği ve inananlar tarafından uyulacak bağlayıcı tek kaynak olduğunu anlamış bulunuyoruz.
Tüm bu özellikleri göz önünde bulundurduğumuzda Kur’an’ın, İmran b. Husayn’ın iddiasının aksine ibadetler hakkında da detaylı bilgi vermesini beklememiz gerekir. İmran b. Husayn ve benzeri zihniyet iddialarını beyan ederlerken ne yazık ki Kur’an’ın bu özellikleri üzerinde yeterince tefekkür edememişlerdir.
(bkz. Kur'an Araştırmaları: Hadis I)
--------------------------------------------
(1) er-Razi, Fahreddin, Allah’ın Aşkınlığı (esasu’t-takdis fi ilmi’l-kelam) çev. İbrahim Coşkun, İstanbul 2024, s.203-206.
